hangi yanlış bu kadar mükemmel ki

Bana bir mektup geldi. O nu anlatıyordu. O na aşkını. O na olan sevgisini.

Paylaşmak istedim...

Ilık bir kasım günüydü O’na gittiğimde, karşılıklı sımsıcak bir sohbet ve eşliğinde içilecek birer kahve sözümüz vardı birbirimize aylar öncesinden. Hoş, kahve de sohbet de bahaneydi ikimizde bunun farkındaydık.. Kasım ayıydı ve hastaydı gittiğimde. Kapıyı ilk açtığı anda söylemeseydi de anlaşılacak bir uykusuzluğu vardı gözlerinde, gece öksürük nöbetinden uyuyamamış. İçimin acıdığını hissettim. Uykusuzluk-hastalık ve yorgunluğa rağmen hala o ışıl ışıl bakan, içi gülen gözlerine bakarken bana ‘hoş geldin’ dedi, sımsıkı sarıldım ve içeri girdim. İçeri geçtiğimde daha önceden de gelip oturduğum ve artık orasının benim olduğunu hissettiğim köşeme oturuvermiştim bir anda ve O’da bana göre sağ çaprazımda oturuyordu. Yine gözlerine bakıyordum ve bunu seviyordum, sözlerimi gözlerimle anlatmak ve O’nun okuduğunu bilmek hoşuma gidiyordu. Öksürüyordu. Zaman zaman nefes almasına imkan vermeyecek sıklık ve yoğunlukta öksürüyordu, buna rağmen kalktı ve kahve yapmak için mutfağa girdi, arkasından gittim, seviyordum onu izlemeyi. Kahvelerimizi aldık, salona geçtik, sigara yakmak istedi, önce karşı çıksam da aynı durumda ben olsam yakacağımı bildiğim için fazla ısrar etmedim, zaten O’da içemeden söndürdü.

 

Aylardır bugün için beklemiştik, sessiz ve baş başa bir Pazar günü karşılıklı içilecek kahve eşliğinde sohbet edecektik, ki bu da gerçekleşti, benim yorgun ve uykusuz olmam, O’nun uykusuz yorgun ve hasta olmasına rağmen gerçekten çok güzel sohbet etmiştik ve kahve için verilen söz çay ve meyveyle desteklenmişti. Kaç şanslı insan sevdiği gözlere bakarken sevdiğinin ellerinden meyve yer ki, ben o gün yedim ve yediğim ekşi ama tatlı mandalinalardı onlar. Sohbetimiz ara ara öksürüklerle kesilsede gerçekten aylarca beklemeye değecek sohbet olmuştu. Sessizliklerde yine gözlerine bakıyordum ve bu kez farklıydı, ilk defa o gözlerde farklı bir şeyler hissediyordum, ama adlandıramıyordum, ve daha dikkatli baktıkça kendimi o derin mavide kaybedecekmişim hissini yaşıyordum, bugüne dek olmamıştı bu, ne gözlerimi kaçırabiliyordum ne konuşabiliyordum, geçen süreyi bilmiyorum ama sonunda gözlerimi kapayabildiğimi ve başımı öne eğdiğimi hatırlıyorum birkaç saniyeliğine, ve tekrar başımı kaldırıp baktığımda yine o sıcak bildiğim gözlerle karşılaşmıştım.

 

Sonraki dakikalar konuştuk mu bilmiyorum, konuştuysak ne konuşuldu bilmiyorum. Hatırladığım sadece uzanıp dudaklarına bir öpücük kondurduğumdu, fakat beklediğim bu değildi, tek taraflı kalmış bir öpücük olmuştu ve zaten karışık olan aklım iyice karışmıştı, ne yapıyordum, ne yaptım, ne yapmalıyım… Ve tüm bu soruların cevabının her şeyin başladığı yerde olduğunu biliyordum ve oraya döndüm, gözlerine… ve ilk defa kendimi gerçek anlamda o gözlerin içinde kendime bakarken gördüm, ne düşündüğünü ne hissettiğini ve ne dediğini gördüm. Sımsıkı sarıldım tekrar, yüzüm şimdi boynunun bittiği omzunun başladığı noktadaydı ve teninin kokusu ve sıcaklığı başımı döndürüyordu, burnumla alabildiğimce derin bir nefes aldım ve tüm o kokuyu sıcaklığı içime hapsettim sanki hep bende kalmasını istercesine. Kokladım öptüm ve sarıldım.. Sevdiğim kadın kollarımdaydı ve kokusunu içime çekiyordum, tek hissettiğim tarif edilemeyecek kadar yoğun  huzur ve mutluluktu. Ve tekrar öptüm bu sefer karşılığı vardı ve gözleri yine yardımcım olmuştu. O’nu ilk defa bu kadar uzun öpmüştüm ve kendimi geri çekemiyordum, nefesini içimde hissetmek sıcaklığını dudaklarımda hissetmek harikaydı ve bu bitsin istemiyordum. Ta ki tenine dokunana dek..

 

‘Beni ikna et’

 

      Bir anda kalakalmıştım, ne demekti bu ve niçindi… İtiraf ediyorum bir süre, zaman kazanmak için gözlerine baktım, çünkü beklemediğim bir anda beklemediğim bir soru ve aklımda birçok şey… gerçekten kalakalmıştım, ve ilk kez bir soruya bu kadar yabancı bu kadar cevapsız bu kadar uzak olmuştum, soru kulaklarımda karşımda o ve ben karşısında yerde dizlerimin üstünde… bu kez cevap gözlerde değildi ve sanırım o halimle en aptal pozumu veriyordum, çünkü bu kez cevap benim gözlerimde ve içimdeydi, yanlış bir şey yapmadığımı biliyordum ve bunu nasıl dile getirebileceğimi bilmiyordum. O an, tek söyleyebileceğim gözlerimdeydi ve içimden geçen her şeyi sadece bir bakışa doldurmak ve daha da garibi bunu O’nun anlamış olması harika bir duyguydu, ağzımdan çıkan kelimeler  “hangi yanlış bu kadar mükemmel ki” olmuştu… dudaklarım yine dudaklarındaydı ve ilk kez tenini hissettim o an, kalp atışını sıcaklığını titremesini heyecanını.. O’nu ilk defa bu kadar yoğun ve net hissetmiştim, kendim gibi hissetmiştim… Kendimizi bırakmıştık ve her şey simultane gelişiyordu ve aklımda sadece bir şey yankılanıyordu “O’nu incitme”. Çok istiyordum ve kendimde O’na karşı koyabilecek gücü hissetmiyordum ama bu bugün olmamalı diye geçiyordu aklımdan ve sebebini bilmiyordum ben de. Sevdiğim kadın yanımda kollarımda dudaklarımdaydı her şey harikaydı ama aklımdan geçen o cümle kafamın içinde gitgide daha da büyüyerek yankılanıyordu.

 

        ‘Kalkmam lazım’

 

      Bu kez sessizliği bölen bu ses olmuştu ve her nasılsa benden çıkmıştı, ne bırakabiliyordum ne gidebiliyordum, gözlerine bakıyor, öpmeye devam ediyor, aynı cümleyi kurup, sarılıp öpmeye devam ediyordum. Ve bu döngü 15 dakika sürdü sanırım. Kapıya geldim montumu giydim ve bana sarıldı. Yine aynı durumdaydık, yoğun bir sevgi ve arzuyla öpüşüyorduk ve kendimi kontrol edemiyordum artık, ama o ses hala kafamın içindeydi ve bir yerlere çarptıkça daha da büyüyordu, ellerim kontrolden çıkmıştı, kalbim deliler gibi atıyordu, 16 yaşında yeni bitmeler gibi hissediyordum kendimi, nefes alışım bacaklarımın titremesi kalbimin atışı… Kapı koluna gitti elim, açtım ve o zaman o bana “hadi git” dedi. Çıkışımı hatırlamıyorum, telefonumu unuttuğumu fark ettiğim anda dönüp kapıya baktığımda telefonum elinde kapıda beni bekler bulmuştum onu.

Yolda yürürken hala bacaklarım titriyor ve nefesimi kontrol edemiyordum, sanki hızla uzun mesafe koşmuşum gibi derin ve hızlı nefes alıp veriyordum Ondan uzaklaşırken…

 

    Evet ben O’nu seviyorum, ne kadar çok, ne kadar büyük bilmiyorum ama kalbimin aldığı kadar çok seviyorum..

 

 

Yorum (2) Yorum yaz!

Güneş Bulut Ve Haliç

 

Sevgili bulutum ve güneşim. Ne siz birbirinizden ayrılabilirsiniz ne ben sizsiz olabilirim. Ben Haliç im. Ben çılgın sularımla yıkarım hepinizi. Ben ki dalgalarımla alırım içime her şeyi. Dalgalarımın adı sevgi denizidir. Bakmayın sessiz sakin durduğuma içimde esen fırtınaların varlığını yabana atmayın. Gün gelirde su yüzüne çıkarsa dalgalar halinde, hepinizi alırım.

 

Güneşim, Haliç in karşı kıyısında denize yaklaştıkça yaklaşıyor. Kırmızıya  çalan bir sarıda durdu. Bulutların grisi ruhum kadar soğuk. Güneşi yakalamak ve hapsetmek ister gibi peşine koşuyor. Haliç ise mavi gri ve sarının karışımında iki arada bir derede kalmanın zorluğunu, yaşamakla yaşamamak arasında oynaşıyor.

 

İki arada bir derede kalmak. Bunu bana yapmasaydınız ne güzel olurdu dercesine Haliç arada bir hırçınlaşıp kabarıyor. Dalgaları ile kıyıya vuruyor da vuruyor.  Bir balıkçı suyun üzerinde dengede tutabilmek için kayığını, dümenine asıldığı motorun boğuk sesinde kayboluyor.

Ben nerede kaybolacağım. Ben nasıl dengede kalacağım. Birbirinizle oynaşan güneşim ile bulutum. Bir sorsanız kendinize. Bu Haliç i biz neden bu kadar hırpalarız diyebilseniz. Renkten renge girmek zorunda olmasam bende.

Yoruldum.

Bir bulut bulsam ardına saklansam. Yok olsam. Ama beni var sansanız. Yalancı güneş gibi ama dondurmadan, zarar vermeden beklesem sizleri. Durulsanız artık. Sarılsanız birbirinize. Yine eskisi gibi olsanız. Yapmacık değil. Gerçekten olsanız ve ben bunu gerçekten hissedebilsem ne güzel olurdu.

Güneşim, bulutum ve ben Haliç.

Koskoca binanın ardından güneş yüzüme doğdu. Ama ruhum hiç güneşin ışıkları ile ısınmıyor. Ruhumu ısıtabilecek tek ışık senin sözlerinin sıcaklığıdır. Yine, yeniden, her zaman olduğu gibi samimiyetini hissetmek sıcaklığınla ısınmak olacak tek beklentim.

 

Yorum (2) Yorum yaz!

Mutluluk ve Huzur -ll-

sanki yeniden karların altında kalmış gibiyim

ellerimin titremesi parmaklarımın istediğim yerlere dokunamayışı soğuktan değil

bedenimin titreyişi ise dışarıdaki soğuğu algılamayacak kadar duyduğu heyecandan

yeniden bir deprem içindeyim sarsıntının bu kadar şiddetli olmadığı bir deprem

öylesine titriyorum işte

yanaklarım ise ıslak, üşüyorum

süzülen bir kaç damla yaşın neden ve ne anlamda olduğunu çözmeye çalışırken

kalbim dar olan yerine isyan etmekte

kanım damarlarımda akmıyor, donmuş yüreğimde

tebessüm dudaklarımda yok

çenem titremekten, dişlerim ise bir orkestra misali

bir kaç tane olan soru işaretleri bir orduya dönüştü

hepsi üstüme üstüme geliyor

bir kaç yudum alkol ile çözülmeli miyim

yoksa bunun zevkine mi varmalıyım

bir nefes sigara ile

ciğerlerimi patlatmak istercesine

nefessiz mi kalmalıyım

nefessiz kalışım sigaradan değil aslında

ilk defa bir kamyon çarpmış gibi hissediyorum

dağılmışlığımla, sigaramın dumanında yok oluşumla

sanki çok daha dikkatli bakarsam seni görecekmişim gibi

sanki orada, arada bir yerde sıkışmışsın gibi

biraz bu yandan, biraz öte yandan ardına bakıyorum pencerenin

15 gün ancak olmasına rağmen çok uzun zaman öncesinden gelen

ve yine henüz 15 güne rağmen yine çok uzak oluşuna rağmen

içtiğin son yudumun içindeymişim gibi

esen rüzgara inat

yaz, Silme, yazdığını yeniden yaz

ne araya giren km ler

ne verilen sözlerin gerçekleşmeyişi

ne gelmeyişlerin

hiç birinde, ama hiç birinde kırılmadım

kırılamadım neden dediğimde ise

hep hafifçe yana eğik başın

bana bakan gözlerin

gözlerinde sözlerin

sözlerindeki sevgindi, seni benden koruyan aslında

hep bir bahane buldum yeniden sana sarılmaya

hep bir şeyler uydurdum kendimce

tutundum uydurduklarıma

seslenirken bana adımla belli belirsiz titrek sesin

kısa bakışlarında yakaladığım uzun cümlelerin

çoğu zaman sessizliklerindi aslında

en çok söylediklerin

ben hep sarıldım sana

hem de hiç korkmadan

hep bir bahaneyle de olsa bırakmadım

arkamı dönüp gideceğim dediğim zamanlar bile oldu

yeter artık şansını çok zorluyor dediklerim de

ve her şeye rağmen

yine yeniden sarılacak bir bahane yarattım

korudum seni kendimden

kırılganlığımdan

güvendim her an

güvenine, güvenime, sana sığındım

hep sarıldım sana ilk gün sarıldığım gibi

yok olduğum o ilk günlerde bile takip edip

neden bu merak dediğim zamanlarda bile sarılı kalmışlığım vardı

farkında olmadan, bilmeden ama hissederek

yaşadığım bir yürek çarpıntısı içinde yaşattığım

satırlarında olmak

kelimelerine dokunmak

her harfinin şekline bürünmekti bana iyi gelen

sesindi huzur veren ve bir o kadarda huzurumu alan

ama yaşamadığım tek bir şey vardı

hiç ama hiç tedirgin olmadım

ne yanında, ne karşında, ne kelimelerinde, ne de şeklini aldığım harflerinde

bir o kadar rahattım

yakın olmak

...

bir sonraki satırları yazamadım silmemek için

seninle konuşmak seninle sen olmak

evet seninle bir şeyi paylaşıyor olmak

ki seninle hayatımı paylaştım hiç çekinmeden, sakınmadan, gizlemeden

öylesine çıplak sundum hayatımı sana

savunmasız, gizsiz, yaşadığım gibi, olduğu gibi

ne bir fazla ne bir eksik

ve

bir şey daha var

bildiğin, söylediğim, ve her zaman söylemekten zevk aldığım bir şey

en son söyleyeceğim o iki kelime

teşekkür ederim

evet teşekkür ederim varlığına

teşekkür ederim beni böylesine mutlu eden bir yüreğe sahip olduğuna

ve her zaman söylediğim bu sefer yine söyleyeceğim son sözüm ise

bildiğin gibi hissettiğin gibi

seni seviyorum

Yorum (1) Yorum yaz!

Mutluluk ve Huzur

seni tanıdıgımda....

merak ettiğim tanımak istediğim

defalarca konusu gecen

adını bildigim

ortada olmayan ama konusu eksilmeyen sendin

seni gördüğümde....

yanıma oturduğun an,kalakaldım

beklemediğim bir zamanda beklemediğim bir yerde beklemediğim kadar farklı

günlerce haftalarca konuştuğum merak ettiğim sen

yanımda oturuyordun,artık sen vardın

mavinin o soğukluğuna inat

sımsıcak

gözlerine baktım, tanıdım

sanki yıllar öncesinden tanıştık da

şimdi yeniden gördüm gibi

seni sevdiğimde...

minik kızdın, karlar altındaydın, elin yaralıydı

ve hep yanımdaymışçasına yakınımdaydın

biliyorum..

sana uzak kaldım çok kez

bazen şehirler girdi araya bazen günler

ama bir an olsun ayırmadım o gülüşünü yanımdan

ve biliyordun..

sana nasıl baktığımı

susarken neler söylediğimi

saklamaya çalıstığım sevgimi

ama saklayamadım çok

gün geldi gülerken söyledim

gün geldi susarken

ve bir gün geldi

bakarken söyledim

salıydı seni gördüğümde

hazirandı sana ilk dokunduğumda

ve

ömrümdü sanki seni tanıdıgımda

aylar geçti,yaz bitti, sonbahar geldi

ve ekimdi....seni öptüğümde

ve biliyor musun

kimse bilmese bile o gece, o saatte

o havai fişekler sanaydı

aklımda en çok kalan ise

öptüğüm an değil;

senin kulağıma bir şey söylerken beni öptüğün ve nefesini hissettiğim o andı unutulmaz olan

  ve ben gerçekten o havai fişekler aslında senin için derken öptüğün anı unutamam

ne alacağın alkol, ne içeceğin sigara

ne de üstüne gelen soru işaretleri

bakma pencereye evet etrafına bakmana da gerek yok biliyorsun

ben, benimle paylaştığın o kocaman yüreğindeyim

aynaya bak,dediğim gibi

göreceksin beni gözlerinin içinde

ve korkma sarıl ısıtır bendeki yürek ikimizi

şu soğuk kış gecesine inat

ne, zaman bitirebildi bu sevgiyi bende,

ne mesafeler

adını andıkça, sesini duydukça, yazdığını okudukça

hep biraz daha içimde hissettim seni

ama hani derler ya; kalbimde

yalan...

tepaden tırnaga hissettim seni

ve özdemir asafın dediği gibi...

“sana gitme demeyecegim

üşüyorsun ceketimi al

günün en güzel saatleri bunlar

yanımda kal...”

iyi ki varsın ve iyi ki tanımışım seni

teşekkür etmek varlığına

senin varlıgın o kadar

o kadar dedim kaldım

arkasına koyacak kelime bulamadım

cok fazla, cok yoğun, cok işte

mutluluk ve huzur veriyor

Yorum (yok) Yorum yaz!

Çok birşey istememiştim

Çok bir şey istememiştim ki;
Sessiz gecelerime can,
Gün geceye kavuştuğunda ses,
Sabahlarıma günaydın olacaktın.

Çok bir şey istememiştim ki;
Dertlerimizi paylaşabilmek,
Gözyaşlarımızı karıştırmak,
Gecelerin hüznüne ortak olacaktın.

Çok bir şey istememiştim ki;
Sadece varlığının mutluluğu,
Dudaklarımın tebessümü,
Bir kaç nefese ortak olacaktın.

Çok birşey istememiştim ki;
Arkadaşım diyebilmeyi,
Bir yudum suyu paylaşabilmeyi,
Ekmeği bölüşmeyi istemiştim.

Çok birşey istememiştim ki;
Sadece samimiyet beklemiştim.
Sadece dürüstçe arkadaşlığını
Sen gibi, ben gibi
Biz gibi olabilmeyi istemiştim.

Yorum (7) Yorum yaz!