Sevgiye On Kala Ölüme Beş

Ya zamanından erken gelirim;

Dünyaya geldigim gibi,

Ya zamanından çok geç;

Seni bu yaşta sevdigim gibi.

Mutluluğa hep geç kalırım;

Hep erken giderim mutsuzluğa.

Ya herşey bitmiştir çoktan,

Ya hiçbir şey başlamamış.

Öyle bir zamanına geldim ki yaşamın

Ölüme erken sevgiye geç.

Yine gecikmişim bağışla sevgilim;

Sevgiye on kala, ölüme beş...

 

AZİZ NESİN

Yorum (yok) Yorum yaz!

Çocukluğumu Özledim

Gitme gitme demek isterdim sana ellerinden tutup. O an yanında olup biraz güç verebilmeyi isterdim gittiğin yolda aslında sevdiklerinin seni beklediğini anlatabilmeyi isterdim.

Çok isterdim senin yanında olup ellerinden tutabilmeyi sana sevdiğimi anlatırken ağladığımı görmeni. Seni sadece seninle yaşayabilmenin derinliğinde kaybolabilmeyi çok isterdim.

Artık gördüğün gibi üzüntülerim senin gidişini kabullenmiş bir şekilde. Sensizliği içime sindirmeye çalıştıkça isyan çıksa da sessizleştim artık. Gözyaşlarıma daha çok hakim olabiliyorum. Eskisi gibi bir sokağın köşesinde dökülmüyorlar yanaklarımdan aşağı.

Büyümüşüm ben. Senin gibi olabilmeyi becermeyi bekliyorum artık. Bakma becermiş gibi göründüğüme hala geceleri karanlıkta korkuyorum. Hala ışığımı kapatınca yatağa koşarak gidiyorum. Hala sorularım var sana sorulacak. Hala cevapsızlarım var cevaplanacak.

Hala isyanlarım var yaşadığım hayata. Sevgi dolu elinin tecrübeli okşayışlarına sığınma ihtiyacım hala bitmedi. Saçımı okşayıp prensesim demene sıcak nefesini duymaya ihtiyacım var. Kokuna sarılmaya orada uyumaya ihtiyacım var.

 

Özlem her geçen gün daha büyüyor. Burnumda bir sızı oldun. Yüreğimde sıcaklığın. Aklımda sevgin. Nasihatlerin ise kulağımda annem.

 

Çok özlüyorum her geçen gün sana olan özlemim bir başka boyuta ulaşıyor. Erişilmez olan hayat görüşüne ulaşabilmeyi, sen gibi olabilmeyi, sevgi dolu, ışık dolu gözlerinle bakabilmeyi öğrenmeye hiç zamanım yetmeyecek biliyorum.

 

Biliyorum ki; sen her zaman ulaşılmak istenen ama ulaşılamayan bir derinliğe sahiptin. Sen her zaman sonsuz hoşgörünle sımsıcak sevginle sarıp sarmaladın, ve beni ben yapmaya çalıştın.

 

Olabilmeye biraz yaklaştıysam ne mutlu bana…

Seni çok özledim annem…

.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Mektup

 

Sabahın ilk ışıkları henüz yeryüzüne ulaşmamıştı. Telefonuma gelen mesaj ile uyandım. İşte dedim yine o. Sevdiğim adamdan bir mesaj gelmişti. Bir çok sabah bu şekilde uyanır olmuştum. Alışmak istemediğim halde beklemeye başladığımı da hissetmiyor değildim. Mesajın sonunda "sana bir mail yolladım bakar mısın?" diyordu. Hemen yataktan fırladım. Mesajda okuduklarımın keyfini yaşayamadan, sabah 06:17 de pc mi açmış, mailimin açılmasını bekler buldum kendimi. Heyecanlıydım. Gelen maili bir kaç defa okudum. Hem mektupta yazılanları, hem de telefon mesajındaki yazılanları defalarca okudum. Mutluluk gözyaşlarım yanağımdan süzülüyordu ve günün ilk ışıkları hala yeryüzüne ulaşmamıştı. Ama okuduklarımdan dolayı bana her yer ışıl ışıl geliyordu. Mutluluktan ikinci defa ağlıyordum. Açılan mailin başındaki yazı bir kaç kelime eksiği ile aynen şöyleydi;

 

Bunu yazdım, sonra blogcuya girdim yayınlamak için, ama sonra, önce senin okuman gerektiğini düşündüm ve buradan yolluyorum sana, düzenlemeleri yapar mısın, yayınlar mısın bilmem ama, bu yazı sana, ...

 

 

 Ekteki dosyayı açtım. Okumaya başladıkça gözlerimin dolduğunu hissediyordum. Kalbimin atışları hızlanmıştı. Annemden bu kadar duyguyla benden başka bir canın daha behsediyor olması beni çok duygulandırmıştı. İşte dedim sevdiğim adam, işte sevdiğim adamın satırları, işte sevdiğim adamın duyguları. İçinden bir kaç kelimenin eksildiği yazıyı büyük bir gururla paylaşmak istiyorum.

Hani Can Dündar'ın bir yazısında vardır "hem bütün dünya bilsin istersiniz, hemde kimseye söyleyemezsiniz" işte öyle birşey...

 

 

9 Ocak 2010

 Yeni yılın 2. hafta sonuydu, kışın ortası olmasına rağmen güneşli ve hatta sıcak sayılabilecek bir Cumartesi günüydü, oradayken üzerime mont giymediğimi hatırlıyorum. Hoş, heyecanlıydım ve kalbim çok fazla sıcak kan pompalıyordu vücuduma, bunun etkisi var mı bilmiyorum fakat her ne olduysa bunlar küçük detaylardı o gün için.

 

2010 gelmişti ve ben yeni yıla yeni bir yolda girmiştim, aşıktım… Uğruna yıldızları yere indirebileceğim, yanımdayken, elele dolaşırken herkesin kıskanarak baktığı, güldüğünde güneşler açan, bir kadına aşıktım ve bu güneşli cumartesi öğleden sonrası O’nun ve tabii ki benim için de çok özel birine, “Meral Anneye” gelmiştik ziyarete. Bu ziyaret benim için iki kere özeldi; hem sevdiğim kadının annesiydi hem de hayatım boyunca ilk kez bir mezarlık ziyareti yapacaktım. Elimizde kırmızı karanfillerle geldik yanına, özenle açtık ve her birini yine aynı özenle tek tek yerleştirdik üzerine, ve bir süre sessizlik…

 

İşte sevdiğim adam.

 

Böyle başlamıştı söze. Susuyordum, sadece dinliyordum, heyecanlıydım ve sevdiğim kadının annesiyle tanışmış olmanın o tatlı heyecan ve mutluluğunu yaşıyordum orada. Bir şeyler söylemek istedim aklım karıştı, oysa oraya gelmeden önce hepsi aklımdaydı, ne çok şey söyleyecektim Meral Anneme, ne çok şey paylaşacak ve belki de danışacaktım, ama hepsi aklımdan bir anda uçup gitmişti. O’na baktım, mutluluk hüzün özlem hepsini bir anda sığdırmıştı o güzel yüzüne. Çok fazla kalamadık orada, birkaç söz, biraz sessizlik ve bir sigara içimi kadar bir süre işte. Ama bu süre hayatımın en özel anları arasında yer almıştı. Dönmek için toparlandık. O birkaç adım attı ben arkasından hareketlendim, o biraz daha uzaklaştı ben geri döndüm Meral Anneme ve beni gördüğünden duyduğundan emin olarak fısıldadım kulağına..

 

“Rahat uyuyun lütfen, nefes aldığım sürece, bu kalp attığı sürece O’nu seveceğim, o’nun hayatından biran olsun ayrılmayacağım ve o güzel yüzünden, gözlerinden mutluluğu ve huzuru hiçbir zaman eksik etmeyeceğim, o’nu bana verdiğiniz için, o’nu bu şekilde yetiştirdiğiniz için ve beni dinlediğiniz için teşekkür ederim, görüşmek üzere…”

 

Yorum (2) Yorum yaz!

Özledim

Annemmmm özledim...

 

Tek başıma kalmışlığın sancıları yeniden başladı. Kimsesizliğin acısı yeniden içimi oymaya başladı.

Özledim.

Sorularım var cevapsız kaldılar. Tek başıma kimseye soramadıklarım var. Bilemediklerim var. Bilipte bilmezden geldikllerim var.

Özledim.

Çıkarsızca beklentisizce sevilmeyi özledim. Karşılıksız neden niçin demeksizin nasılını sormaksızın sevilmeyi özledim. Senin sevdiğin gibi.

Özledim annem. Beni sevmeni özledim.

Sevginin açlığı ile yaptıklarımın izahının olmadığını kimseye izah edemeyeceğim için seni özledim.

Annem özledim.

Bir kaç notada es verebilmeyi özledim. Annem hayata senin kollarında es verdiğim zamanları özledim.

Kokunun nasıl huzur verdiğini özledim. Burnumda tüten o gülüşünü özledim.

Dün akşam evinin yakınından geçtim ama uğrayamadım. Yanımda uzun yolu olan sevdiklerim vardı. Birbiri ile konuşmayan sevdiklerim. Var olup yok sanan sevdiklerim.

Daha fazla geç kalmasınlar diye evinin önünden geçemedim annem.

Özledim annemm. Çok özledim seni.

Dayanılmayan bir özlemle bekliyorum geceleri rüyalarımda buluşabilmeyi. Uzun zaman oldu gelmediğin.

Özledim annem üşüyorum.

Sar kollarında, sev yüreğinde, ısıt içinde.

Özledim annem sensiz  çok zor .

Özledim annem sana anne demeyi özledim.

Yeniden çocuk olabilmeyi özledim annem.

Annem seni çok özledim.

 


 

Yorum (4) Yorum yaz!

Sözün bittiği yerdeyim


Sözün bittiği yerdeyim

Kelimelerimin yetersizliği içinde

Ne yapacağını bilemez bir şekilde

O duvardan bu duvara yazıyorum hasretimi

Gözlerinde yaşamaksa eğer

Sakın kırpma gözlerini düşerim,

Sevgiyi okumaksa dudaklarında

Çekme dudaklarını yüreğimden

Ellerinde kalmak nefes almaksa

Açma ellerini ciğerlerimden

Kelimlerinde aşkı tatmaksa

Silme sakın yazdıklarını

Sevdiğim, sözün bittiği yerdeyim

Bırakalım dudaklarımızdan çıkan sesleri

Bırakalım ellerimizden kalemlerimizi

Yazmaksa sana olan aşk

Okumaksa seni aşkınla tenimde

Bu ten sende, oya gibi işle

 

 

Yorum (3) Yorum yaz!